İzmir'de 3 polisin şehit olduğu saldırının sanıkları hakim karşısında
İZMİR (AA) - İzmir'in Balçova ilçesinde geçen yıl 3 polisin şehit olduğu, 1'i polis 2 kişinin yaralandığı polis merkezine yönelik silahlı saldırıya ilişkin 3 sanığın yargılanmasına başlandı.
İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya şehit yakınları ile tutuklu sanıklar saldırgan E.B, babası N.B. ve annesi tutuksuz sanık A.B. katıldı, taraf avukatları da salonda hazır bulundu.
Savunma için söz verilen saldırgan E.B, saldırı için kimseden talimat almadığını ileri sürdü.
Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmediğini savunan E.B, "Polisleri öldürdüm ona diyecek bir şeyim yok. Bıçak ve tehlikeli madde bulunduruyordum, ona da savunmam yok. Etkin pişmanlık hükümlerinin ve iyi halden indirim istiyorum. DEAŞ'la bağlantım yok ama seviyorum. İnternetten bazı videolar izliyordum, bir paylaşımda 'Türkiye'ye saldırın' diyordu. O yüzden yaptım." dedi.
Mahkeme başkanının, "Eylemi yaparak ne elde etmek istedin" sorusuna E.B, şu yanıtı verdi:
"Yakınımda karakol vardı. Bu devlet Allah'ın indirdiği hükümlere uymuyor ve İslam devletiyle savaşıyor. Bunları internetten öğrendim. Anne ve babamın düşüncelerimden haberi yoktu. Arkadaşlarımın ise vardı. Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Evde yarı otomatik av tüfeği, av tüfeği ve havalı tabanca vardı. Ailem bıçak aldığımı biliyordu. Tüfek fişeklerini babamla almaya gidiyorduk. Evde bulunsun diye domuz fişeği almıştık ama benim aklımda böyle şeyleri yapmak yaz aylarından itibaren vardı."
E.B, evde bomba yaptığını da ifade ederek, "Olay günü ve saatini özel olarak seçmedim. Sosyal medya paylaşımlarını ağustos ayında planlamıştım. Ailemin hiçbir ilgisi yok." dedi.
- "İnternette oyun oynarken gördüğü silahları istiyordu"
E.B'nin babası tutuklu sanık N.B. ise oğlunun terörist düşüncelerde olduğunu bilmediğini iddia etti.
DEAŞ'la ilgili izlediği videolara tanık olmadığını savunan N.B, şunları anlattı:
"Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun 'radikal' olduğunu söylediler, ben de farkında olduğumu söyledim. Ben Atatürk'ü sevmiyorum ama nefretim, kinim yok. Öğretmenine de bunları söyledim. Oğlum astım hastası olduğu için dağa çıkardık. Onu ava götürüyordum ve ormanda kuş avlıyorduk. İnternette oyun oynarken gördüğü silahları istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini darbe zamanı ben aldım. Yine olursa devletin yanında olmak için. Boncuk atan tabancayı ise eşim işe giderken yanında olsun diye aldım. Aslında çok milliyetçi bir çocuktu. Oğlum uçaksavar ve benzer silahlar istedi."
Tutuksuz sanık A.B. ise olayla ilgisinin bulunmadığını iddia etti.
- Yaralı polis ve şehit yakınları sanıkların en ağır cezayı almalarını istedi
Saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı ise sanık anne ve babanın savunmalarına itibar edilmemesini istedi.
Duruşmada söz verilen şehit polis memuru Hasan Akın'ın eşi Şule Akın ise, "Eşim polis olduğu halde görev silahını kasada saklardı. Biz çocuklarımızı bu şekilde korurken sanığın babası bu yaşta nasıl silaha teşvik etmiş? Çocuğunun sağlığını bu kadar düşünüyorsa neden silahla dağa çıkmış? Milliyetçi olduklarını söyleyip neden Atatürk'ü sevmediğini söylüyorlar? Cihat yaptığını söylüyor, eşime 'kafir' diyor ya benim eşim beş vakit namazını kılardı." dedi.
Söz verilen şehit polis memuru Hasan Akın'ın babası Ferhat Akın ise sanıkların en ağır cezayı almalarını talep etti.
Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlanan şehit Ömer Amilağ'ın annesi Fatma Amilağ ise "Oğlumun kanı yerde kalmasın. En ağır cezayı alsınlar. Bu kurşun sadece oğluma değil tüm emniyete geldi. Bizim ciğerimiz yandı başka kimsenin yanmasın." diye konuştu.
Savunmalar ve beyanların ardından mütalaasını sunan iddia makamı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanık A.B'nin ise tutuklanması yönünde görüş bildirdi.
Mahkeme, sanıkların mevcut hallerinin devamına, E.B'nin cezai ehliyetinin araştırılması için Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmasına hükmedip duruşmayı erteledi.
- Olay
İzmir Balçova'da 8 Eylül 2025'te Salih İşgören Polis Merkezi'ne E.B. tarafından pompalı tüfekle düzenlenen saldırıda 1. sınıf emniyet müdürü polis başmüfettişi Muhsin Aydemir ve polis memuru Hasan Akın şehit olmuş, polis memurları Ömer Amilağ ve Murat Dağlı ile 1 kişi yaralanmıştı. Saldırgan E.B. de çıkan çatışmada yaralı olarak yakalanmıştı.
Ömer Amilağ, tedavi gördüğü hastanede 30 Eylül 2025'te şehit olmuştu. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden yaşları 18'den küçük olan 16'sı savcılıktaki ifade işlemleri sonrası serbest bırakılmıştı.
Saldırgan E.B. ile annesi A.B. ve babası N.B, "terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme", "silahlı terör örgütüne üye olma", "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" gibi çeşitli suçlardan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmiş, saldırgan E.B, babası N.B. ile M.A, K.N, C.T, F.S.A. ve M.E. çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanmış, saldırganın annesi A.B. ile T.Y, B.Y. ve F.Ç. adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Kentte 18 Kasım 2025'te düzenlenen operasyonda gözaltına alınan DAEŞ şüphelisi H.B. ve H.K. ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.
Örgütün amacına hizmet edecek şekilde terör saldırısı talimatı aldığı belirtilen tutuklu E.B. hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "silahlı terör örgütüne üye olma", "terör amaçlı bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma", 3 kez "terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme", 4 defa "terör amaçlı kasten öldürmeye teşebbüs", 2 kez "terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs", "terör amaçlı korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme", 4 defa "terör amaçlı mala zarar verme", "terör amaçlı kamu malına zarar verme", "terör amaçlı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme" ve "terör amaçlı 6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarından, diğer 12 sanık hakkında da bu suçlara iştirak halinde azmettirme suçlarından iddianame düzenlenmişti.
Tüm sanıklar hakkında 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talebiyle hazırlanan iddianamede, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş, 10 sanığın dosyası ayrılmıştı.





